Life Style

Ölümsüzlük de Mümkün!

Ölümün ne olduğunu bilmek için yaşamın ne olduğunu öğrenmelisin. Varoluş bir süreçtir. Yaşam ile ölüm ise bu sürecin parçalarıdır.
Ölümsüzlük de Mümkün!

Spiritüellik çocukluktan beri ilgimi çekmiştir. Koltukta ters yatar başımı aşağıya sallandırır nefesimi tutardım bakalım ölüyor muyum diye. Nefessiz yaşamanın yollarını arardım. Nefese mahkûm olmak canımı sıkardı. Çünkü eğer bir gün nefes alamayacak olursam ölürüm diye korkardım. Hatta uyurken ölmek en iyisi diye düşünürdüm. Çünkü uyuyorsun ve ölüm seni bulamaz. Uyanırsın ve ölmemiş olursun. Bunun gibi birçok yöntem arardım bir kâşif gibi. Sonra tabi normal insan oldum. Büyüdüm. Çevremde birçok insan öldü. Kabullendim. İnsanlar ölür dedim.

Sonra bir şey oldu. Bir an. Ölüm geldi. Sevgili eşimin annesini aldı. İşte orada kopma noktası vardı. O nokta benim yine ölüm merakımı tetikledi. Sebepler ve sonuçlarla ilgilendim. Çok kaynak okudum. Ve hiçbir yere varamadım.

Tüm insanlığın çabası ölümsüzlüğü bulmak olmuş çok eski tarihlerden beri. Uzun yaşamak ve hatta ölmemek. Bu bilmediği şeyden korkan insanın çabası olmuş. Bir kısır döngüde sıkışıp kalmış hep. Ölüm bir sır olmuş. Bu gizemi bulan bilen olmamış. Kadim bilgeliklerden gelen kaynaklardan aldığım bilgilerde "Sen Ölümsüzsün!" adeta bir slogan olmuş. Ama nedeni ve nasılı açıklanamamış. Bilmediklerinden mi yoksa bunun açıklanması bizler için boyu aşan bir bilgi miydi hiç bilinmez. Sonra bunun bir saçmalık olduğunu düşündüm. Bir arpa boyu yol gidemedim.

Ölüm

Ölüm neydi? O bilgeler neden ölüm yok dediler. İnsanlar ölüyordu. Ölmeyen bir kişi var mıydı?

Ölümün ne olduğunu bilmek için yaşamın ne olduğunu öğrenmelisin. Varoluş bir süreçtir. Yaşam ile ölüm ise bu sürecin parçalarıdır. Yani yaşam ve ölüm aynı sürecin parçalarıdır. Ölüm yaşama karşı değil, yaşamın devamıdır.

Yaşamaktan korkuyorsan ölümden de korkacaksın. Korktuğun şeyden kaçacak ve onu tanımayacaksın. Gece gündüze karşı değildir, gece gündüzü tamamlamaktadır. Tıpkı bunun gibi ölüm yaşama karşı değildir, ölüm yaşamın tamamlayıcısıdır. Ölüm yaşamın sonu değildir yaşamın devamıdır.  Ölümü yaşamın sonu olarak görenler hem ölümün hem de yaşamın ne olduğunu anlamamışlardır. Yaşamın ve ölümün aynı süreç içinde birbirlerini tamamladığını anladığında, hem yaşamı hem de ölümü anlayacaksın. Yaşam ile ölüm birbirlerinin organik parçalarıdır ve birbirlerini bütünlemektedirler. Yaşam, ölüm olmayınca yarım kalır yani tamamlanmamış kalır, yarım yamalak olur.

Genelde insan ölümün uzakta bir yerde olduğunu düşünür, aslında onu düşünmek bile istemez. Oysa ölüm yaşamın olduğu yerdedir, yanındadır yani ayrılmaz bir parçasıdır. Ölümün uzakta bir yerde olduğunu düşünmek bir yanılgıdır çünkü ölüm ile yaşam kol kola gezer birbirinden uzaklaşmaz. Solunum gibi. Her nefes alış verişinde yaşam ve ölüm vardır. Nefes alışı yaşamla, nefes verişi ise ölümle ilgilidir. Nefes aldığında enerjiyle dolarsın ve yaşamaya devam edersin; nefes verdiğinde ise zehirli maddeleri atarsın ve ölüme yaklaşırsın.

Bu nedenle bebek doğduğunda ilk yaptığı şey nefes almaktır. Ölüm döşeğindeki bir ihtiyarın ise bu hayatta son yaptığı şey nefes vermektir. Böylelikle nefes almak yaşamı nefes vermek ise ölümü temsil eder. Yaşam ve ölüm bir kuşun iki kanadı gibidir.

Ölüm

Sen bu sonsuz varoluşta ebedi bir varlıksın. Varoluşun eşsiz bir parçasısın. Başın ve sonun yok. Sen bu ebedi yolculukta bedeninin sadece fizik, bedeninin içindekinin ise fizikötesi olduğunu keşfettiğinde ölümsüzlüğünün tadını çıkaracaksın. Ölüm sadece madde içindir. Sen bu maddenin ötesinde sonsuz ışık zerreciği olarak ölümü aşıp sonsuzluğa varacaksın. Bu yaşam bu yolculuğunda sadece bir durak ve bu beden bir araç. Bu senin tüm korkularını ve ölümsüzlüğünü sağlayacak. Sen ölümsüzsün…

Yazar Hakkında

  • Neslihan Gül

    Nisan 1972 İstanbul doğumludur. Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli özel banka ve özel firmalarda halkla ilişkiler konusunda görev aldı. Profesyonel iş hayatı devam ederken her şey yolunda gitmesine karşın içinde yaşadığı eksikliği yağlıboya resim çalışmaları yaparak, kısa öyküler yazarak ve çeşitli kişisel gelişim kitapları okuyarak doldurmaya çalıştı. Çeşitli yazarların bulunduğu öyküler kitabında bir öyküsü yayınlandı. Ancak iş hayatının stresinden kaynaklanan boyun fıtığı nedeniyle gevşeyebilmek için yogaya başlaması gerektiğini düşündü. Çeşitli çalışmalara katılmış olsa dahi gerginliği daha da arttı ve boyun fıtığı ameliyatı olması gerektiği söylendi. Bu dönemde bir kitapevinde kitap ararken karşılaştığı Yoga Academy Başlangıç DVD'sini gördü ve evde çalışmalarına başladı. Çok kısa bir süre içinde boyun fıtığı etkileri kayboldu. Hemen akabinde Paramahamsa Yogaçarya Maha Yogi Akif Manaf'ın çalışmalarına katıldı ve sadece bedensel değil, zihinsel ve ruhsal arayışını da sonlandırdı. Orijinal Yoga Sistemi'nin mucizevi faydalarını deneyimledikten sonra bu sistemi başkalarıyla paylaşmaya karar verdi. Yoga Academy'deki çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum eklenmedi.

Görüş Belirtmek İster misiniz?

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Siz de ağımızdaki tüm spor merkezlerini, tek bir spor merkezi üyeliğinden daha uygun fiyata kullanmak için Sports & Merits'e hemen üye olun!