Diyet ve Beslenme

Glutensiz Yaşanır mı?

Çok zayıf doğmuşum. Anne sütü ise hiç almamışım. Öyle diyorlar. Ve ekliyorlar: "Sonra seni şişmanlattık. Öyle tombul yanakların vardı ki, öyle tatlı ve şirin gözüküyordun ki…."
13 Kasım 2017,   0 Yorum
Glutensiz Yaşanır mı?

Çok zayıf doğmuşum. Anne sütü ise hiç almamışım. Öyle diyorlar. Ve ekliyorlar: "Sonra seni şişmanlattık. Öyle tombul yanakların vardı ki, öyle tatlı ve şirin gözüküyordun ki…."

Ben de büyük bir sessizlik.

Evet. Onları suçlayamam. Çünkü tombul yanaklı koca göbekli çocuklar hep sıkıştırmalık, hep tatlı ve sevimlidir. Zayıf bir çocuk gördüğümüzde üzülerek annesine sessizce: "Hasta mı?" diye sorarız.

Benim hikayem bebeklikten başladı. O üç beyazın esiriydim. Hayatım boyunca hep hafif topluca kalışım onca yüklendiğim beyazlara rağmen çokça hareketli oluşumdandı. Hayatımızın parçasıydı. Her gün zehir yediğimin farkına varmam imkânsızdı. Etrafımdaki herkes zaten bunu yaparken… Bağışıklık sistemim ile ilgili sorun çıkana kadar…

Bir akım vardı hep duyardım: zayıflamak için glutensiz beslenmeye başlamış bazı Hollywood yıldızları. Ahh! Ne hoş dimi? Ama biz Hollywood yıldızı değiliz. Öyleyse yüklen ekmeğe. Ama kafamda bir fikir de oluşmuyor değildi. Doktorum ise bu konuya pek hakim değil, beni ilaçla iyileştirmeye çalışıyordu. Kendisine bir muayenede küçücük sesle "Hani bu glutensiz…kem küm" derken hemen araya girdi:

"Sen Çölyak hastası mısın? Vücudumuzun buna ihtiyacı var." dedi.

Glutensiz Gıdalar

"Peki." dedim.

Tamam. Ekmeğe devam da ilaçlar da fayda etmiyor diye içimden geçiriyordum. Demek dedim ben bunu doktorumdan bağımsız iyice araştırmalıyım.

İşte düzenli Yoga uygulamanın en büyük faydalarından birini yaşıyordum. İçimi dinlemek. Her meditasyonda kendimi izliyor, reaksiyonlarıma bakıyordum. Bedenim benden ne istiyordu? Her arıza bir haykırıştı bedenin bize duyurmak istediği. Bu neyin çığlığıydı? Doğamıza uygun yaşamak! Evet evet bu! Şehir hayatında mı hayat olacak iş mi falan derken öyle kayıtlara ve öyle bilgilere ulaştım ki. Bizden saklanan da değil, sadece algımın farklı oluşundan dolayı farkına varmadığım bilgilere. Kitaplar, makaleler, doktorlar derken bilinçlenmenin ikinci aşamasına geçerek uygulamaya başladım.

Şak. Kestim. Siyah, beyaz fark etmez tahıllı olan her şeyi şak diye kestim. Bir gün aniden. Hiç hoş olmadı. Resmen darbe yedim. Sersemledim. Takip ettiğim kaynaklarda bu vardı. Bu bilgiler verilmişti. Glutenin beyin enflamasyonundaki yeri, meselenin sadece göbek olmadığı, bağışıklık sistemini nasıl baskıladığını, ruh sağlığında yarattığı dalgalanmaları (gerçi ruh sağlığı olarak geçiyor olsa da kayıtlarda benim şahsi fikrim beyin kimyasında etken olduğu için zihinsel dalgalanmalar bunlar) ve çok daha fazlasını bu çeşitli kaynaklardan takip ediyor ve bire bir yaşıyordum. Bu konuyla ilgili çeşitli belgeseller de seyrettim. Aldığım en önemli bilgi ise glutenin morfin gibi bir bağımlılık oluşturmasıydı beyinde. Bu altın vuruş oldu benim için. Çünkü o dönem yaşadığım stres bundan kaynaklanıyordu. Pes etme noktasına gelsem dahi bırakmadım. Yaklaşık 2 ay sonra sanki hayata tekrar gözlerimi açtım. Anormal bir kilo vermemiş olmama rağmen beni her gören şok oluyor ve bendeki değişikliğe sanki 10 kilo vermişim tepkisi gösteriyordu. Sağlığım tamamen düzeldi ve kendimi hayatımda hiç olmadığım kadar zinde ve hafif hissediyordum.

Bendeki bu olumlu değişikliği görüp ne yaptığımı soranlara bu konudan bahsettiğimde aldığım ilk cevap genellikle "ben ekmeksiz yaşayamam" oluyor. Biz her şeysiz yaşarız. Sağlığımız söz konusu olduğunda her şeyden de vazgeçebiliriz. Bu irade bizde var. Ancak hani bir tabir var ya "yumurta kapıya dayanmadan" yapmıyoruz bunu. Bir şeyleri kaybetmeden bir şeyleri bırakmıyoruz. Yargılamıyorum. Sadece gözlemliyorum. Ve "ekmeksiz, tahılsız yaşayamam" diyenleri çok iyi anlıyorum. Ancak kendinize son nokta gelmeden mecbur kalmadan bir şans tanırsanız, buna arınma süreci veya toksin giderme yöntemi diyerek bedeninize "geçici" bir mola verirseniz kazanan siz olursunuz. Bu sizin seçiminiz. Sağlıklı olmak hakkımız. Bilinçlenerek bu hakkı elimizde tutmalıyız.


Yazar Hakkında

  • Neslihan Gül

    Nisan 1972 İstanbul doğumludur. Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli özel banka ve özel firmalarda halkla ilişkiler konusunda görev aldı. Profesyonel iş hayatı devam ederken her şey yolunda gitmesine karşın içinde yaşadığı eksikliği yağlıboya resim çalışmaları yaparak, kısa öyküler yazarak ve çeşitli kişisel gelişim kitapları okuyarak doldurmaya çalıştı. Çeşitli yazarların bulunduğu öyküler kitabında bir öyküsü yayınlandı. Ancak iş hayatının stresinden kaynaklanan boyun fıtığı nedeniyle gevşeyebilmek için yogaya başlaması gerektiğini düşündü. Çeşitli çalışmalara katılmış olsa dahi gerginliği daha da arttı ve boyun fıtığı ameliyatı olması gerektiği söylendi. Bu dönemde bir kitapevinde kitap ararken karşılaştığı Yoga Academy Başlangıç DVD'sini gördü ve evde çalışmalarına başladı. Çok kısa bir süre içinde boyun fıtığı etkileri kayboldu. Hemen akabinde Paramahamsa Yogaçarya Maha Yogi Akif Manaf'ın çalışmalarına katıldı ve sadece bedensel değil, zihinsel ve ruhsal arayışını da sonlandırdı. Orijinal Yoga Sistemi'nin mucizevi faydalarını deneyimledikten sonra bu sistemi başkalarıyla paylaşmaya karar verdi. Yoga Academy'deki çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.

Yorumlar

Bu yazı için henüz yorum eklenmedi.

Görüş Belirtmek İster misiniz?

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Siz de ağımızdaki tüm spor merkezlerini, tek bir spor merkezi üyeliğinden daha uygun fiyata kullanmak için Sports & Merits'e hemen üye olun!


Sports & Merits - Sinema Kampanyası